HBO Tedavisinin Mucizevi Etkileri
Basınç
odaları" yıllarca öncesinden bu yana dalgıçlarda rastlanan Vurgun Hastalığının
(diğer adıyla Dekompresyon Hastalığı) tedavisinde kullanılmaktadır. Oksijenin
1775 yılında keşfinden sonra" basınç odalarında kullanılmaya başlaması ile ve
özellikle 1950’li yıllardan itibaren yapılan deneysel ve klinik çalışmalar
sonucunda etkinliği kanıtlanarak tıbbi tedavi alanında uygulamaya giren
Hiperbarik Oksijen Tedavisi" günümüzde birçok hastalığın tedavisinde önem
kazanmış ve uygulanır hale gelmiştir.
Ülkemizde ise Cumhuriyetin kurulmasından sonra Deniz Kuvvetlerimize özgü basınç
odaları" hem asker hem de sivil dalgıçların tedavisinde kullanılmıştır. 1983
yılında GATA Komutanlığı Deniz ve Sualtı Hekimliği Anabilimdalı kurularak" bu
alanda hekim yetiştirilmeye başlanılmıştır. Aynı yıllarda İstanbul Tıp
Fakültesi’nde de Deniz ve Sualtı Hekimliği eğitimi başlatılmıştır. Hiperbarik
Oksijen Tedavisi" ülkemizde" ilk defa 1985 yılında GATA Haydarpaşa Eğitim
Hastanesinde" vurgun dışındaki hastalıkların tedavisinde de kullanılmaya
başlanmıştır. 1996 yılında hastanemizde tesis edilen 16 oturan ve 8 yatar
durumdaki hasta kapasiteli" yeni teknik donanımlı Hiperbarik Oksijen Tedavisi
Ünitesi ile daha geniş hasta grubuna hizmet verilmeye başlanılmıştır.
Dünyada tıbbi tedavi alanında oldukça yoğun kullanılmasına karşın bu tedavi"
ülkemizde yeterince duyurulamamış ve anlaşılamamıştır. Edindiğimiz izlenimler"
hekimlerimizin bir kısmının Hiperbarik Oksijen Tedavisini hiç bilmediklerini"
bir kısmının bu tedavinin adını duyduklarını ancak kullanım alanlarının çok
azını bildiklerini" daha az bir hekim grubununda eskiden kullanılan bir tedavi
şekli olarak bildiklerini ve kulak ardı ettiklerini göstermektedir. Hiperbarik
Oksijen tedavisinin dış ülkelere göre ülkemizdeki hekimler tarafından daha az
bilinmesinin en başta gelen nedeni" sadece iki üniversitemizde Deniz ve Sualtı
Hekimliği branşının bulunmasına bağlı olarak akademisyenler ve hekimler arasında
etki mekanizmasının yeterince bilinmemesi ve tedavideki öneminin
benimsenmeyişidir.
BU TEDAVİ HANGİ HASTALIKLARDA KULLANILMAKTADIR?
Özellikle içinde bulunduğumuz soğuk ve rüzgarlı kış günlerinde Hiperbarik
Oksijen Tedavisinin acil kullanımı daha da önem kazanmaktadır. Kömür sobaları ve
tüplü şofbenlerin kurallarına uygun olmayan kullanımları sonucu meydana gelen
karbonmonoksit ve benzeri toksik gaz zehirlenmelerinde" ciddi vakalarda erken
dönemde hayat kurtarıcıdır. Ayrıca “Frostbite” denilen soğuğa bağlı donmaların
acil tedavisinde de önemli bir yere sahiptir. Hiperbarik Oksijen Tedavisinin
acil hastalıklardaki kullanımı bunlarla sınırlı değildir. Termal Yanıklar"
Kompartman Sendromu" Ezilme Tarzı Yaralanmalar (Crush Yaralanmaları)" Ani
Travmatik İskemiler ve Beyin Ödemleri" Gazlı Gangren" Ani Görme ve İşitme
Kayıpları" Aşırı kan kaybına bağlı Kansızlık gibi acil kullanım alanları da
vardır.
Hiperbarik
Oksijen Tedavisinin" kronikleşmiş hastalıklardaki uygulamaları önemli bir yer
tutar. Tedavisinde kullanıldığı bazı hastalıklar arasında Diyabet ve Burger
Hastalığı gibi dolaşım yetmezliğine bağlı iyileşmeyen yaralar" Kronik Kemik
İltihapları" Mukormukozis gibi tedaviye Dirençli yaygın mantar Enfeksiyonları"
Beyin Abseleri ve şua tedavisine bağlı Radyasyon Nekrozları sayılabilir.
HİPERBARİK OKSİJEN NASIL İYİLEŞTİRİYOR?
Hiperbarik Oksijen" normal atmosfer basıncının (760 mm Civa) 2" 2"5" 3 katına
kadar arttırılarak özel olarak imal edilmiş bir basınç odasında ve konforlu bir
ortamda" hastaya %100 Oksijen solutulmasıyla gerçekleştirilen sistematik bir
tedavi şeklidir. Örneğin 3 atmosferlik basıç altında %100 oksijen solunduğu
zaman" dokulara temiz kan götüren atardamar kanındaki oksijen kısmi basıncı 20
katına çıkar.
Basıncı artmış oksijen" etkinliği artmış oksijendir ve doku düzeyinde birçok
olumlu etkiler yapar. Bu etkiler arasında yeni damar gelişimi ve yara
iyileşmesini sağlayan kollajen-fibroblast üretiminin artması" mikrop bulaşmış
dokulardaki bakterileri öldürerek vücudu koruyan hücrelerin etkinliklerini
arttırması sayılabilir. İşte Hiperbarik Oksijen bu etkileri sayesinde" doku
düzeyindeki düşük oksijen basıncı nedeniyle bir türlü antibiyotiklere ve cerrahi
tedaviye yanıt vermeyen kronikleşmiş yaralar" kaynamamış mikrop bulaşmış
kırıklar" yanık yaraları ve oksijensiz ortamda hızla üreyen bakteri gruplarına
bağlı enfeksiyonların iyileşmesi için etkili bir destek sağlanmış olur.
Doku düzeyindeki basıncı arttırılmış oksijenin etkileri sadece bunlarla sınırlı
değildir. Dokulara oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerine sıkıca bağlanmış
karbonmonoksitin" 23 dakika gibi kısa bir sürede buradan ayrışmasını sağlar.
Bu etkiden" karbonmonoksit zehirlenmesinin tedavisinde" beyin yapılarını korumak
için yararlanırız. Doku oksijenasyonunun artması" aynı zamanda tüp gazın neden
olduğu ve oksijensizliğe (hipoksi) yol açan karbondioksit zehirlenmeleri için de
aynı acil öneme sahiptir. Hiperbarik Oksijen Tedavisi" Gazlı Gangren
Enfeksiyonunda" oksijensiz ortamı tercih eden mikropların toksin üretimlerini ve
üremelerini durdurur.
Hiperbarik Oksijen" yüksek basınçlı sualtı ortamından atmosferik ortama aniden
çıkışla" basınç azalmasına bağlı olarak gaz kabarcıkları haline geçen kandaki
erimiş azot gazını tekrar" gaz kanunları uyarınca erimiş hale döndürür ki bu
özellik" dalgıçların Vurgun Hastalığının tedavisinde önemlidir. Ancak" buradaki
tedavi basınçları ve prosedür biraz daha farklıdır.
HANGİ HASTALARI TEDAVİYE ALAMAYIZ?
Hiperbarik Oksijen Tedavisi" Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan
hastalarda" Pnomotoraksa (Solunum sıkıntısı) neden olabileceği için dikkatlice
uygulanır. Hiperbarik Oksijen Tedavisi alacak hastada Pnömotoraks varsa önce
bunun acil tedavisi yapılır" sonra hiperbarik tedavi uygulanır.
Özetle Hiperbarik Oksijen Tedavisinin" cerrahi ve tıbbi tedavilerle birlikte
yapılması uygulanması gereken bir çok hastalıkta" oldukça başarılı sonuçlar
vermekte ve hayat kurtarıcı rol oynamaktadır.
Bir an için ülkemiz insanının çok basit nedenlerle öldüğünü veya sakat kaldığını
düşünürsek" tasarruf sağlayan bu tedavi şeklinin hekimler tarafından
benimsenmesi ve uygulanması konu insan hayatı olunca oldukça önem kazanır. Tabii
ki insanımızı da bu önemli tedavi konusunda aydınlatmak" hepimizin görevi
olmalıdır.
Saygılarımla
Doç.Dr. M.Emin ELBÜKEN
|